Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez.
Kurdbe logo
Öcalan'dan üç başlıklı yol haritası: Türkiye'nin Kürt barış süreci yeni bir yasal aşamaya hazırlanıyor

Öcalan'dan üç başlıklı yol haritası: Türkiye'nin Kürt barış süreci yeni bir yasal aşamaya hazırlanıyor

news · Editor · 2026-06-09 14:43
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kırk yılı aşkın çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen sürecin yasal zemine taşınması için üç başlıklı bir yol haritası sundu. DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, önerinin ayrıntılarını ve sürecin geldiği aşamayı anlattı.

Türkiye'de kırk yılı aşkın süredir devam eden ve on binlerce can kaybına yol açan Kürt meselesini sona erdirmeye dönük en son girişim, kritik bir hukuki eşiğe yaklaşıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan — 1999'dan bu yana İmralı Adası'ndaki cezaevinde tutulan isim — sürecin yasal zemine taşınması için kapsamlı bir öneri paketi sundu.

Bu paketin ayrıntıları, Sayın Öcalan'ı düzenli aralıklarla ziyaret eden Kürt yanlısı DEM Parti heyetinin üyelerinden biri olan Mithat Sancar'ın açıklamalarıyla ortaya çıktı. Heyet, 24 Mayıs'ta Sayın Öcalan'la görüştü; aradan geçen yaklaşık iki ay ve "sürecin tıkandığı" yönündeki tartışmalar, bu görüşmeye özel bir önem kazandırdı.

"Tren raydan çıkmadı"

Sancar, sürecin durumunu bir tren benzetmesiyle özetliyor: En önemli şey trenin rayda kalması; hız zaman zaman düşebilir, hatta tren bir süre durabilir, ama raydan çıkmamış olması esastır. Son aylarda yaşanan yavaşlamanın bu çerçevede okunması gerektiğini, trenin şimdi yeniden hareket ettiğini söylüyor.

Bu sürecin arka planında, PKK liderliğinin 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısı üzerine attığı adımlar yatıyor. Bu çağrının ardından örgütün silah bırakma yönünde hamleleri oldu ve Türkiye Meclisi'nde konuyu ele alan bir komisyon kuruldu. Şimdi tartışılan ise, bu siyasi açılımı kalıcı kılacak yasal düzenleme.

Öcalan'ın üç başlığı

Sancar'a göre Sayın Öcalan'ın sunduğu yol haritası üç ana başlıktan oluşuyor.

Birincisi, çıkarılacak yasanın niteliği. Sayın Öcalan bunu çarpıcı bir metaforla anlatıyor: Yasa "kök hücre gibi" olmalı. Kök hücrenin iki işlevine — onarım ve yenilenme — atıfla, düzenlemenin hem çatışmanın yol açtığı hasarları giderecek bir zemin açması, hem de toplumsal bünyenin yenilenmesinin önünü açması gerektiğini savunuyor. Sancar bunu "şiddetten siyasete geçiş" diyalektiği olarak tanımlıyor: Sorunun silah ve çatışma alanından çıkarılıp hukuk ve siyaset zeminine taşınması. Söz konusu olan, kalıcı bir kanun değil, geçiş dönemini düzenleyecek bir çerçeve yasa; silah bırakma ve eski savaşçıların topluma yeniden katılımı (entegrasyon) gibi konuları kapsaması bekleniyor.

İkincisi, sürecin kurumsallaşması. Şu an süreç büyük ölçüde dağınık görüşmeler üzerinden yürüyor: DEM Parti heyeti İmralı'ya gidiyor, devlet yetkilileriyle ve diğer partilerle temas kuruyor; Sayın Öcalan'ın kendisi de devlet yetkilileriyle görüşüyor. Öneri, tüm bu trafiğin tanımlı görev ve sorumluluklara sahip kurumsal mekanizmalara — örneğin çeşitli kurullara — bağlanması; böylece sürecin daha güvenilir ve dayanıklı bir zeminde ilerlemesi.

Üçüncüsü, Sayın Öcalan'ın kendi rolünün tanımlanması. Sayın Öcalan, süreçteki konumunun, işlevinin ve yetkilerinin de çıkarılacak yasayla netleştirilmesini istiyor. Sancar, burada bir "isimlendirme"den çok içeriğin önemli olduğunu vurguluyor; tanımlamanın "sürecin mantığına" uygun yapılması gerektiğini söylüyor.

Aciliyet vurgusu ve bir takvim hedefi

Sayın Öcalan'ın mesajının altını çizdiği nokta aciliyet. Sancar'ın aktarımıyla Sayın Öcalan, "Beklentide kalmak sadece risk üretir, kaybedecek zamanımız yok" diyor ve yasal düzenlemenin Meclis yaz tatiline girmeden çıkarılmasını hedef olarak koyuyor.

Bu aciliyetin bir nedeni de bölgesel istikrarsızlık. Sancar'a göre Sayın Öcalan, ABD-İran-İsrail hattındaki gerilimin savaşın durmuş görünmesine rağmen sürdüğünü, Ortadoğu'nun yeni çatışmalara açık olduğunu ve bunun süreç için risk oluşturduğunu belirtiyor.

Henüz somut bir taslak yok

Kamuoyunda iktidar partileri AKP ve MHP ile DEM Parti'nin bir yasa taslağında uzlaştığı ve bu metnin Sayın Öcalan tarafından onaylandığı yönünde iddialar dolaştı. Sancar bunu kesin bir dille yalanlıyor: Şu aşamada yapılan şey görüş alışverişi ve müzakere; ellerine ulaşmış somut bir taslak metin yok. "Her şey hazır, sonra servis edilecek" türü yorumların spekülasyon olduğunu ve süreç için risk doğurabileceğini söylüyor.

Bir gölge: CHP'ye yönelik yargı kararı

Sancar, sürecin gidişatını gölgeleyebilecek bir gelişmeye de değiniyor: Ana muhalefet partisi CHP'yi hedef alan ve seçilmiş yöneticilere müdahale anlamına gelen "mutlak butlan" yönündeki yargı kararı. (Bu, partinin bir kongresinin geçersiz sayılmasına ve yönetiminin tartışmaya açılmasına yol açan hukuki bir süreç.) Hukukçu kimliğiyle konuşan Sancar bu kararı "hukuken tamamen temelsiz" ve "yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi" geleneğinin ağır bir örneği olarak niteliyor. Sayın Öcalan'ın da bu durumu "kabul edilemez" bulduğunu, "gelinen noktanın, cumhuriyetin temelinde demokrasi ilkesinin bulunmamasının bir sonucu olduğunu" söylediğini aktarıyor. Sancar, CHP'nin sürecin ana aktörlerinden biri olarak kalması gerektiğini vurguluyor.

"Esas olan toplumsal güçtür"

Sancar, sürecin yalnızca masadaki aktörlere bırakılamayacağını savunarak bitiriyor. Kırk yılı aşkın çatışmanın — kökleri yüz yıla uzanan bir sorunun — her tarafta katılaşmış, birbirine zıt hafızalar yarattığını; ilerlemenin ancak bu katılığın esnetilmesiyle mümkün olacağını söylüyor. Ona göre barış ve demokrasi yalnızca "tepeden düzenlemelerle" gelmez; asıl belirleyici olan toplumsal dinamiklerdir ve herkes kendini sürecin bir sorumlusu olarak görmelidir.